PERSONEL CEZA SORUŞTURMASI

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETİCİ, ÖĞRETİM ELEMANI VE

MEMURLARI CEZA SORUŞTURMASINDA DİKKAT EDİLECEK

HUSUSLAR

Üniversitemiz yönetici, öğretim elemanı ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurların,

görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri suçlar hakkında yapılacak ceza

soruşturması, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53.maddesinin (c) fıkrasında düzenlenen usule göre

yürütülür.

2547 sayılı Kanun’un 53.maddesinin (c) fıkrasının 8.bendinde “bu kanunda yer almamış hususlarda

Memurin Muhakematı Hakkında Kanun hükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır. 04.12.1999 tarihinde

yürürlüğe giren 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun

18.maddesi ile MMHK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak aynı Kanun’un 16.maddesinde “Kanunlarda

Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatı uygulanacağı belirtilen hallerde bu kanun hükümleri

uygulanır” hükmü getirildiğinden, 2547 sayılı Kanun’un 53.maddesinde yapılan atfın 4483 sayılı Kanun’a

yapılmış sayılması gerekmektedir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanun’una tabi olan personel bakımından öncelikle, 2547sayılı

Kanun’daki hükümler uygulanacak, 2547 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda 4483 sayılı

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacak; 4483 sayılı

Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda ise, bu Kanun’un 6.maddesi uyarınca Ceza Muhakemesi Kanunu

hükümleri uygulanacaktır.

Danıştay 2.Dairesi 13.05.2004 tarih ve 2004/332 E.- 2004/442 K.sayılı kararında “soruşturma emri

verilmeden evvel, yetkili makamın iddia konularını incelemesi ya da görevlendireceği yetkili bir kişiye

incelettirmesi, bu inceleme sonucu sanıklar ile iddia konusu suçlarının belirlenmesinden sonra ceza

soruşturması açılıp açılmayacağı konusunda değerlendirme yapması” gerektiği belirtilmiştir.

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’da yer alan “Ön

İnceleme” usulü, 2547 sayılı Kanun’da da dikkate alınarak, yükseköğretim personeli hakkında da ön

inceleme yapılması, gerekli görülmesi halinde soruşturma açılması amaca daha uygun olacaktır. Yapılan

inceleme sonunda, eylemin ceza soruşturması açılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, sadece disiplin

soruşturması açılmasını gerektirdiği veya genel hükümlere göre, Cumhuriyet Savcılığınca soruşturulması

gereken bir suçun söz konusu olduğu ya da soruşturma açılmasını gerektiren bir eylem olmadığı

anlaşılabilir. Bu gibi durumlarda ceza soruşturması emri verilmez ve durum bir tutanakla tespit edilir.

Ortada soruşturma açılmasını gerektiren bir suç bulunduğuna kanaat getirilmedikçe soruşturma

açılmamalıdır. Soruşturma emri verildikten sonra ise, geri alınması mümkün değildir.

1-Soruşturmanın yetkili makamlar tarafından açılması

2547 sayılı Kanun’un 53.maddesindeki düzenlemeye göre, soruşturma açmaya yetkili makamlar,

şüphelinin sıfatına göre değişiklik arz etmektedir. Buna göre:

- Yükseköğretim Kurulu Başkanı için, kendisinin katılmadığı, Milli Eğitim Bakanının Başkanlığındaki

bir toplantıda, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden teşkil edilecek en az üç kişilik bir kurulca soruşturma

yapılır.

- Yükseköğretim Kurulu Üyeleri ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve Üyeleri için,

Yükseköğretim Kurulu Başkanı tarafından doğrudan doğruya veya görevlendireceği uygun sayıda

soruşturmacı tarafından soruşturma yapılır.

- Yükseköğretim Kurulunun diğer personeli için ise, Başkan veya diğer disiplin amirlerince doğrudan

doğruya veya görevlendirilecekleri uygun sayıda soruşturmacı aracılığı ile soruşturma yapılır.

- Yukarıda belirtilen personelin dışında kalan memur veya diğer personelin işledikleri suçlarından

dolayı ilk soruşturma, Yükseköğretim Kurulu Başkanınca veya diğer disiplin amirlerince doğrudan veya

görevlendirecekleri uygun sayıda soruşturmacı tarafından yapılır.

Soruşturma yapmaya veya soruşturma emri vererek soruşturma yaptırmaya yetkili makamlar,

yükseköğretimde çalışan personelin, görevi sırasında veya görevinden doğan bir suç İşlediğini ihbar,

şikayet, basın yoluyla veya doğrudan doğruya (denetleme sırasında) öğrenmeleri durumunda, 2547 sayılı

Kanun’a göre, hakkında soruşturma başlatacaklardır. Yetkili makamlar, soruşturmayı bizzat yapabilecekleri

gibi soruşturmacı eliyle de yaptırabilirler.

Akademik personelden soruşturmacı tayin edilmesi halinde, bunların, hakkında soruşturma

yapılacak akademik personelin unvanına eşit veya daha üst akademik unvana sahip olması şarttır. Ayrıca

soruşturmacı/soruşturmacılar olayla ilgisi bulunmayan, tarafsız kişiler rasından seçilmelidir.

Değişik statüdeki personelin birlikte suç işlemeleri halinde ast konumda olan, üst konumda

olan personele tabi olarak soruşturulur. Üst konumda olan hakkında soruşturma yapmaya veya

yaptırmaya yetkili olan, ast konumda olan hakkında da yetkilidir. Karar verecek Yetkili Kurul da, yine üst

konumda olan hakkında karar verecek kuruldur.

Bir göreve vekalet eden personel, vekalet ettiği görevin soruşturma usulüne tabidir. Vekalet edilen

görev ünvanı hakkında soruşturma yapmaya yetkili olan makam, vekalet eden personel hakkında da

soruşturma yapmaya yetkilidir.

Aynı zamanda birkaç görevi birlikte yürüten personel hakkında, suç, hangi görevinden doğmuşsa, o

görevin tabi olduğu soruşturma usulüne göre işlem yapılır.

Yükseköğretim personelinin işledikleri suça, memur olmayan kişilerin katılması halinde, suça katılan

kişi yönünden hazırlık soruşturması genel hükümlere göre ve ayrı yürütülür. Bu durumdaki kişilere, 2547

sayılı Kanun’un 53.maddesindeki usulün uygulanması mümkün değildir. Ancak son soruşturması

(yargılanması), birlikte suç işlediği yükseköğretim personelinin tabi olduğu mahkemede yapılır.

2547 sayılı Kanun’un 53.maddesinin (c) fıkrasına göre yürütülecek ilk soruşturma aşamasında

soruşturmacı, Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık soruşturmasında uyguladığı usul ve esaslar dairesinde

işlem yapar, adeta Cumhuriyet Savcısı’nın yerine geçerek onun yapacağı işlemleri yapar, ona ait yetkileri

kullanır. Ancak zor kullanmaya ait yetkiler, Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla kullanılır.

2-) Soruşturmacı tarafından yapılacak başlıca işlemler

2547 sayılı Kanun’da ve atıfta bulunduğu 4483 sayılı Kanun’da soruşturmacıların yetkileri

konusunda bir düzenleme yoktur. Ancak 4483 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yer alan “bu kanunda hüküm

bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler” düzenlemesine

istinaden, soruşturmacı tarafından yapılacak işlemler bu Kanun’a göre belirlenir. Buna göre

soruşturmacının yetkileri:

-Tanık çağırmak, tanık dinlemek ve tanığı zorla getirtmek.

- Bilirkişiye baş vurmak, keşif yaptırmak.

- Muayene ve otopsi yaptırmak.

- Arama yapmak, zorla el koymak.

- Sanığın tutuklanmasını istemek.

- Yakalama emri vermek.

- Sanığı sorguya çekmek, sorguya gelmek istemeyenleri zorla getirtmek.

- Her türlü bilgiyi görevlilerden almak.

- İstiktap (karşılaştırma) yaptırmak.

Soruşturmacı acele hallerde arama yapar, el koyar. Tutuklama istemini Sulh Ceza Yargıcından

ister. Görevden uzaklaştırma kararı veremez, verilmesini disiplin amirinden ister.

3-) Şüphelinin çağrılması ve ifadesinin alınması

5271 sayılı yeni Ceza Muhakemesi Kanunu, hazırlık soruşturması aşamasında hakkında

soruşturma yapılan kimseyi “sanık” değil, “şüpheli” olarak kabul etmiştir. Bu nedenle soruşturma işlemleri

sırasında “şüpheli” tabirinin kullanılmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Soruşturma süresince kişilerle (şüpheli, tanık, şikayetçi vs.) olan yazışmaların “iadeli taahhütlü”

olarak yapılması gereklidir. Evrakın elden verilmesi halinde imzalı belge alarak (tebliğ tutanağı) dosyada

muhafaza edilmelidir. Şüphelinin adresi bilinmiyorsa Emniyetten adres araştırması istenir. Şüpheli tebligatı

(davetiyeyi) almazsa veya tebligatı almasına rağmen belli gün ve saatte hazır bulunmazsa; bu takdirde

şüpheli hakkında Sulh Ceza Mahkemesinden İhzar Müzekkeresi çıkartılması istenir ve zabıta marifetiyle

şüpheli getirilir.

Buna rağmen şüpheli bulunamazsa ifade almadan karar verilebilir.

Şüphelinin ifadesi alınırken kesinlikle yemin ettirilmez.

Şüpheli, çağrı kağıdı (davetiye) ile çağrılır. İfade vermesi için makul bir süre (5 gün) verilir. Şüpheli,

belirtilen süre içerisinde ifade veremeyecek ise (geçerli mazereti olmak kaydıyla) bu durumu derhal

soruşturmacıya bildirmelidir.

Eğer şüpheli, müşteki veya tanık başka bir yerde ise, istinabe suretiyle ifadesi alınır.

Soruşturmacı bulunduğu yerin dışındaki bir kişiyi vekil tayin ederek işlem yaptırabilir. Bu durumda

soruşturmacı tarafından istinabe yoluyla vekil tayin edilen kişiye bir talimat yazılır ve bu yazıda yapılacak

işlerin neler olduğu bildirilir. Bu gibi durumlarda naiplerin, yeminli katip bulundurma ve tutanak düzenleme

işlerinde usule uygun hareket etmeleri, soruşturmacı tarafından hatırlatılır.

İlk soruşturma kapsamında soruşturmacı şüphelinin ifadesini alırken Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 147. maddesinde yer alan hususları yerine getirmesi gerekir.

Bunlar:

a) Şüphelinin kimliği saptanır. Şüpheli kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.

b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.

c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade

sırasında hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi

yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.

d) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.

e) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var

olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.

f) İfade verenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.

g) İfade işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.

h) İfade bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:

1. İfade alma işleminin yapıldığı yer ve tarih.

2. İfade alma sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren kişinin açık kimliği.

3. İfade almanın yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler

yerine getirilmemiş ise nedenleri.

4. Tutanak içeriğinin ifade veren ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.

5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri

Soruşturmacı, ifade alma sırasında CMK’nın 148.maddesinde yer alan “ifade almada yasak usuller”

olarak sayılan hususları dikkate alarak işlem yapması gerekir. Bunlar :

1) Şüphelinin beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç

verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal

müdahaleler yapılamaz.

2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.

3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

4-) Tanıkların çağrılması ve ifadesinin alınması

Tanıklar çağrı kağıdı (davetiye) ile çağrılır. Bu çağrı telefon, telgraf, faks gibi araçlardan

yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, tanığın yapılan çağrıya uymaması halinde, Cumhuriyet

Başsavcılığı aracılığı ile çağrılması gerekir.

Tanık başka bir yerde ise, istinabe suretiyle ifadesi alınır.

Soruşturma sırasında CMK’nın 53.maddesine göre; “dinlenmeden önce gerçeği söylemesinin

önemi, gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan cezalandırılacağı, doğruyu söyleyeceği

hususunda yemin edeceği” anlatılır. Tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi gerekir ve CMK’nın 54. maddesine göre

“tanıklara ayrı ayrı yemin verilmesi” zorunludur. Tanık ifade vermeye başlamadan önce, CMK’nın

55.maddesine göre “bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.”

şeklinde yemin eder. Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.

CMK’nın 45.maddesine göre şu kimseler tanıklıktan çekinebilir:

a) Şüphelinin nişanlısı.

b) Evlilik bağı kalmasa bile şüphelinin eşi.

c) Şüphelinin kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.

d) Şüphelinin üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.

e) Şüphelinin aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.

Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilmesi

zorunludur. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler. Tanıklık yapacaklarını beyan

etmişler ise; tanığa CMK’nın 55.maddesine göre takdiren yemini yaptırılır.

CMK’nın 46.maddesinde ise; meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler

ile çekinme konu ve koşulları belirtilmiştir.

a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi

sebebiyle öğrendikleri bilgiler.

b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya

sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.

c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler

hakkında öğrendikleri bilgiler.

Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde,

tanıklıktan çekinemez. Avukat veya stajyerleri ya da yardımcıları ilgilinin rızası olsa da tanıklıktan

çekinebilirler.

CMK’nın 48.maddesine göre; Tanık, kendisini veya 45.maddede gösterilen kişileri ceza

kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten

çekinebileceği önceden bildirilir.

CMK’nın 50.maddesine göre; aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:

a) Dinlenme sırasında on beş yaşını doldurmamış olanlar.

b)Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.

c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan

ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.

CMK’nın 58.maddesi gereğince :

1) Tanığa, ilk önce adı, soyadı, yaşı, işi ve yerleşim yeri, işyerinin veya geçici olarak oturduğu

yerin adresi, varsa telefon numaraları sorulur. Gerekirse tanıklığına ne dereceye kadar güvenilebileceği

hakkında soruşturmacıyı aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık

veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir.

2) Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir

tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık,

tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı

tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler,

soruşturmacı tarafından muhafaza edilir.

5-) Müştekinin çağrılması ve ifadesinin alınması

Soruşturmacı, müştekiyi çağrı kağıdı (davetiye) ile usulüne uygun şekilde davet ederek ifadesini

alır. Şikayetini sürdürüp sürdürmediğini sorar. Bu işlem, takibi şikayete bağlı suçlarda soruşturma

sonucunu etkileyeceğinden mutlaka yerine getirilmesi gerekir.

Müştekinin ifadesi alınırken yemin ettirilmez.

Müşteki başka bir yerde ise, istinabe suretiyle ifadesi alınır.

6-) Soruşturmanın sonuçlandırılması (fezleke düzenlenmesi)

Hem ceza hem de disiplin soruşturması için aynı kişiler görevlendirilmiş ise, soruşturmacı disiplin

soruşturması ile ceza soruşturması için 2 ayrı dosya (soruşturma raporu ve fezleke) düzenlemek

durumundadır, bu soruşturmaları tek dosya üzerinden birlikte yürütemez.

Soruşturmacı, yukarıda belirtilen yetkilerini kullanarak aldığı şüphelilerin ifadelerini, yeminli tanık

ifadelerini, isnad edilen suçla ilgili belgeleri dizi pusulası adı altında numara vererek sıraya koymalı ve dizi

pusulasını mutlaka fezlekeye eklemelidir.

İsnad edilen suçla ilgili bilgi ve belgeler, şüpheli, müşteki ve yeminli tanık ifadeleri zetlendikten

sonra fezlekenin değerlendirme bölümünde belgeler, yeminli tanık ifadeleri, şüpheli ifadesi ve yasal

dayanaklar bir bütün halinde değerlendirilmelidir. Bu aşamada iddia edilen suç ile şüpheli arasında illiyet

bağı kurulup kurulamayacağı, olayların yasal dayanaklara aykırılığının neler olduğu, suçun zaman aşımına

uğrayıp uğramadığı tek tek tartışılarak sonuca ulaşılmalıdır. Fezlekenin sonuç bölümünde ise; tüm bilgi ve

belgeler ile şüpheli ifadesi birlikte değerlendirilerek, soruşturmacı tarafından suçun oluşup oluşmadığı

hususunda (men-i muhakeme ya da lüzum-u muhakeme yönünde) kanaat belirtilmelidir.

Soruşturma dosyası ve fezleke, ilgili yetkili kurula gönderilmek üzere soruşturma emri veren

makama teslim edilmelidir.

Soruşturma yapmaya yetkili makam tarafından fezleke ve ekleri, karar vermeye yetkili kurula

gönderildiğinde, artık şüpheli hakkında karar verilme aşamasına gelinmiş olur. Yapılan nceleme

sonucunda şüphelinin fiili, idari işlerin özelliği ve gerekleri de göz önüne alınarak değerlendirilir ve sonuçta

verilen karar ile şüphelinin yargılanmasının gerekip gerekmediği belirlenmiş olur.

Soruşturmayı Sonuçlandıracak Kurullar ve Oluşum Biçimleri

1. Karar kurulları

Yükseköğretim personeli hakkında birinci aşamada yargılanıp yargılanmayacaklarına karar verecek

kurallar, 2547 sayılı Kanun’un 53/c-2.maddesinde, şüphelilerin görevlerine göre şöyle sıralanmıştır:

- Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri

hakkında Danıştay 2. Dairesi,

- Üniversite rektörleri, rektör yardımcıları ile üst kuruluş genel sekreterleri hakkında,Yükseköğretim

Kurulu üyelerinden oluşturulacak üç kişilik kurul,

- Üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokul yönetim kurulu üyeleri, fakülte dekanları, dekan

yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ve yardımcıları ile üniversite genel Sekreteri hakkında,

rektörün başkanlığında rektörce görevlendirilen rektör yardımcılarından oluşacak üç kişilik kurul (iki rektör

yardımcısı bulunmaması nedeniyle kurul oluşturulamıyor ise, Yükseköğretim Kurulu üyelerinden

oluşturulacak yetkili kurul)

- Öğretim elemanları, fakülte, enstitü ve yüksekokul sekreterleri hakkında üniversite yönetim kurulu

üyeleri arasından oluşturulacak üç kişilik kurul,

- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar hakkında, yer itibariyle yetkili il idare kurulu.

Danıştay 2. Dairesince birinci aşamada verilen kararlar, Danıştay İdari İşler Kurulunca; diğer

kurullar tarafından birinci aşamada verilen kararlar, Danıştay 2. Dairesince, kararın türüne göre itirazen

veya kendiliğinden nihai olarak karara bağlanır.

Yükseköğretim Kurulu ile Üniversite Yönetim Kurullarınca oluşturulacak kurullarda görevlendirilecek

asıl ve yedek üyeler bir yıl için seçilirler. Süresi sona erenlerin tekrar seçilmeleri mümkündür.

Son soruşturmanın açılıp açılmamasına karar verecek kurullar üye tamsayısı ile toplanır. Kurullara

ilk soruşturmayı yapmış olan üyeler (muhakkik) ile haklarında karar verilecek üyeler katılamazlar.

Noksanlar yedek üyelerle tamamlanır.

Kurullarda, her üye oyunu kabul veya ret yoluyla vermekle görevlidir. Çekimser oy kullanılamaz.

Kararlarda oy çokluğu esası uygulanır.

2. Yetkili kurullar ile yargı yerlerince verilecek kararlar ve itiraz

2547 sayılı Kanun’un 53-c maddesinde, yukarıda sayılan karar kurullarınca son soruşturmanın

açılması (lüzum-u muhakeme) veya son soruşturmanın açılmaması (men-i muhakeme) kararları verileceği

belirtilmiştir. Danıştay İdari İşler Kurulu, karar kurullarının anılan kararlar dışında da kararlar verebileceği

görüşündedir.

a) Lüzum-u muhakeme (son soruşturmanın açılması) kararı

2547 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre, şüphelinin suçu işlediğine ilişkin inandırıcı ve yeterli delil

bulunursa, şüphelinin yargılanmasını tayin eden lüzum-u muhakeme kararı verilir.

Bu duruma göre, şüpheli hakkında yetkili kurulca verilen ve kamu davasının açılmasına esas olan

“lüzum-u muhakeme” yargılamanın gerekliliğine ilişkin kararlar “iddianame” niteliği taşımaktadır.

Dolayısıyla, yetkili kurullarca verilecek kararlarda; şüphelinin adı, soyadı, suçu işlediği sıradaki memuriyet

ünvanı ve görevi, şüpheli hakkında cezai kovuşturma yapılmasını gerektiren suç konusu eylemin neden

ibaret olduğu ve isnat edilen suç, cezai kovuşturmaya konu olan suç konusu eylemlerin hangi tarihte

işlendiği, her eylem hakkında verilen kararın gerekçesi, verilen kararın oy birliği ile mi yoksa oy çokluğu ile

mi verildiği, deliller ve bu delillere göre suça uygulanacak kanun maddesi ve yargılamanın yapılacağı

mahkeme gösterilir.

Lüzum-u muhakeme kararları şüpheliye bizzat tebliğ edilir. Şüphelinin bulunamaması durumunda,

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda belirtilen ilanen tebliğ yolu ile tebligat yapılır.

Lüzum-u muhakeme kararı, şüphelinin 10 gün içinde yapacağı itiraz üzerine üst kurulda incelenir.

Karara bu süre içinde itiraz edilmez veya karar üst kurulca onanırsa kesinleşir ve dosya şüpheli hakkında

yetkili mahkemede son soruşturmanın yapılması için birinci aşamada kararı veren kurula, buradan da

yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Bu kararlar iddianame niteliğinde olup, karar verildiği anda

dava açılmış sayılır ve mahkemeye ulaştığı anda da yargılamaya öncelikle başlanır ve öncelikle

sonuçlandırılır.

İtiraz sonucu kararı ikinci aşamada inceleyen kurul, lüzum-u muhakeme kararını bozarak şüphelinin

men-i muhakemesine karar verebilir. Bu durumda ise, şüpheli yargılanmaz ve bu karar da kesindir.

b) Men-i muhakeme (son soruşturmanın açılmaması) kararı

Şüpheli hakkında suç sübut bulunmazsa, kanuni unsurları teşekkül etmezse, suç şüpheliye

atfedilemezse, olay suç olmakla beraber şüpheli için, suçluluk dahi söz konusu edilemezse veya suçu

işlediği konusunda kamu davasının açılmasına yetecek ölçüde kanıt elde edilemezse, hakkında men-i

muhakeme kararı verilir.

Men-i muhakeme kararı, şüpheli hakkında son soruşturma yapılmasını önler. Men-i muhakeme

kararları, varsa müştekiye bildirilir. İlgililer bu kararlara 10 gün içinde itiraz edebilirler. İtiraz edilsin veya

edilmesin, men-i muhakeme kararları mutlaka bir üst kurulca incelenir ve yapılan inceleme sonucunda

karar onanırsa men-i muhakeme kararı kesinleşir.

Üst kurul men-i muhakeme kararını bozup lüzum-u muhakeme kararı da verebilir. Bu kararlar kesin

olup itiraz edilemez.

Men-i muhakeme kararı, kesin hüküm değildir. İleride suçun işlenildiğine dair yeni delillerin elde

edilmesi halinde, yeniden soruşturma yapılıp farklı bir karar alınabilir.

c) Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar

Karar kurulları, şüphelinin ölümü, genel af ilanı, zaman aşımı, takibi şikayete bağlı suçlarda

şikayetçinin 6 ay içinde dilekçe vermemesi veya şikayetinden karar verilmeden önce vazgeçmesi gibi

durumlarından birisinin varlığı halinde, TCK’da bu haller için belirlenen maddeler belirtilmek suretiyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verebilirler. Bu kararlar da bir üst kurulun incelemesine tabidir.

Kesin kararı üst kurul vermektedir. Kararların

müştekiye tebliği gerekir.

d) Karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar

4483 sayılı Kanun, MMHK ve CMK’da karar verilmesine yer olmadığı yolunda bir karar türüne

rastlamak mümkün değildir. Bu karar, uygulamanın ortaya çıkardığı bir karar türüdür.

Bu karar, soruşturma konusu eylemin suç olmaması, eylemin disiplin soruşturmasını gerektirmesi,

görevle ilgili olmaması veya görev dışında doğması, tazmini nitelikte olması, idari veya hukuki dava konusu

olabilecek nitelikte olması, 2547 sayılı Kanun’un 53.maddesi kapsamına giren görev sırasında veya

görevden doğan cezai soruşturmayı gerektirir bir suç olmaması, daha önce aynı konuda kesinleşmiş bir

karar verilmiş olması gibi durumlarda verilmektedir.

Bu karar da, bir üst kurulun incelemesine tabidir. Kesin kararı üst kurul vermektedir. Karar

müştekiye tebliğ edilir.

e) Dosyanın geri çevrilmesi kararı

İkinci derece karar kurullarınca verilen karar türlerindendir. Soruşturma emrinin usule uygun

alınmaması, soruşturmanın başka şüphelilere de teşmil edilmesi, şüpheli-tanık ifadelerinin alınmaması

veya usulüne uygun alınmaması, soruşturmanın eksik yapılması, eylemin bilirkişi incelemesini gerektiren

bir suç olması halinde, bilirkişi raporu düzenlettirilmemiş olması, soruşturmanın kanuna ve usule

uyulmadan yapılması, karar kurullarının kanun ve usule ygun olarak oluşmaması, toplanmaması ve

usulsüz karar vermesi, verilen kararda oksanlık olması, oyçokluğu ile alınan kararlarda muhalefet

görüşünün yazılmaması, kararda imzaların eksik olması, soruşturmacının karar organına üye olarak

katılması, yasanın öngördüğü biçimde yazılı bildirimlerin yapılmaması, dosyanın başka bir kurula

gönderilmesi gerekirken sehven yetkisiz ve görevsiz kurula gönderilmesi durumlarında dosya yerine geri

çevrilir.

Dosya yerine geri çevrilirken, eksikliğin durumuna göre, bazen karar bozularak geri gönderilir. Bu

tür durumlarda verilen kararlar kesindir. İtiraz edilemez. Böyle durumlarda bozma kararında belirtilen

eksiklikler giderilip, şüpheliler hakkında yeniden bir karar verilir ve gerekli tebligatlar yeniden yapılır.

3. Yargılama yeri

Lüzum-u muhakemesi kesinleşen Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu

Başkan ve üyelerinin yargılanması Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine, temyiz incelemesi Ceza Genel

Kuruluna, diğer görevlilerin yargılanmaları suçun işlendiği yer adliye mahkemelerine, temyiz incelemeleri

Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine aittir.

 

SORUŞTURMA EMRİ

T.C.

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

(Soruşturma yapmaya yetkili merciin adı)

Sayın, …….(soruşturmacı olarak görevlendirilen kişinin isim ve unvanı)

Ekte sunulan .......... (suç teşkil eden fiili bildiren kişi ya da mercii) in .......... tarihli dilekçesi ile ..........

fiilini (soruşturma konusunu oluşturan suç teşkil eden fiil)) işlediği bildirilen ............. (şüpheli/şüphelilerin

adı, unvanı) hakkında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53/c maddesi hükümleri uyarınca ceza

soruşturması yapmak üzere soruşturmacı olarak görevlendirilmiş bulunmaktasınız.

En kısa zamanda 3 (üç) nüsha olarak düzenleyeceğiniz soruşturma dosyası ile fezlekenin ............’e

(yazı hangi makamdan gönderiliyorsa o makam) gönderilmesini rica ederim.

.........................

Soruşturma açmaya yetkilinin

(Rektör/Dekan/Müdür’ün)

isim ve unvanı

Ek: ...................

13

YEMİNLİ KATİP TUTANAĞI

Rektörlük Makamının …………… tarih ve …….. sayılı soruşturma emrine dayanarak ………….

tarihinde ………’nın odasında toplanıldı ve soruşturma emrinde adı geçen şüpheliler hakkındaki ceza

soruşturması başlatıldı.

Soruşturma süresince yazı işlerini yürütmek üzere ….. baba adı soyadı………… kızı …ana adı

oyadı………’den olma 19… yılı …….ili doğumlu ……………. yeminli katip olarak görevlendirilerek,

duyduklarını bildiklerini kimseye söylemeyeceğine dair yemin ettirildi.

Yapılan bu oturum ile hakkında ceza soruşturması açılan şüpheliye savunma yapmak üzere

davetiye gönderilmesine, konu hakkında bilgisi olan tanıkların çağırılarak ifadelerinin alınmasına, dair işbu

tutanağın düzenlenmesine karar verildi…../….2009

Soruşturmacı Yeminli Katip

İmza imza

 

ŞÜPHELİ DAVETİYESİ

ÇAĞRILAN ŞÜPHELİ :

ADRESİ :

İFADE YERİ :

İSNAD EDİLEN SUÇ :

Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü Personel Dairesi Başkanlığı’nın …….. tarih ve ……… sayılı

yazısı ile soruşturmacı olarak görevlendirildim. Bu davetiye ile, hakkınızda yapılan ceza soruşturmasında

isnad edilen suç nedeniyle ifadenizin alınması gerektiğinden, …….günü, saat …….’da ifade yerinde

bulunmanız gerektiğini, bildirilen tarihte gelmediğiniz takdirde, hakkınızda kanuni usullerin uygulanacağını

bildiririm.

Soruşturmacı

 

ŞÜPHELİ İFADE TUTANAĞI

SORUŞTURMAYI AÇAN MERCİ : Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü.

SORUŞTURMA EMRİ : Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü Personel Dairesi

Başkanlığı’nın …….. tarih ve ……….. sayılı yazısı.

İFADE VEREN ŞÜPHELİ :

T.C.Kimlik No :

Baba Adı ve Anne Adı :

Doğum Tarihi ve Yeri :

Nüfusa Kayıtlı olduğu Yer :

İkametgah Adresi :

İş Adresi :

Ev-İş-Cep Tel.No :

Mesleği :

SORUŞTURMA KONUSU :

İFADE TARİHİ VE YERİ :

YEMİNİN ŞEKLİ : Katip’e duyduklarını bildiklerini kimseye söylemeyeceğine dair usulü

dairesinde yemini ettirildi. Sanığa yemin ettirilmedi.

Ceza soruşturmasının konusu olan ve suç teşkil eden fiil şüpheliye anlatıldı. Hakkında

Yükseköğretim Kanunun 53-c maddesi hükümleri uyarınca ceza soruşturması açıldığı bildirildi. Şüpheliye,

müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukuki yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifadesinde

hazır bulunabileceği bildirildi. Şüpheli; müdafi talebi olmadığını beyan etti.

Şüpheliye isnad edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu, şüpheden

kurtulması için somut delillerin toplanmasını talep edebileceği, aleyhindeki şüphe sebeplerini ortadan

kaldırma ve lehine olan hususları ileri sürme imkanının bulunduğu söylendi. Şüpheliden suç teşkil eden

olayı anlatması istendi.

ŞÜPHELİ İFADESİNDE:

Konu hakkında başka söyleyeceği olup olmadığı soruldu. Başka bir söyleyeceğim “Yoktur” dedi.

Tutanak içeriği kendisine okutuldu, yazılanların söylediklerinin aynısı olduğunu belirtmesi üzerine, tutanak

birlikte imza altına alındı. …./…/2009

Soruşturmacı Yeminli Katip Şüpheli

 

TANIK DAVETİYESİ

ÇAĞRILAN TANIK :

ADRESİ :

İFADE YERİ :

Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü Personel Dairesi Başkanlığı’nın ……. tarih ve ………. sayılı

yazısı ile soruşturmacı olarak görevlendirildim. …………………….sebebine dayalı olarak açılan ceza

soruşturmasında tanık olarak ifadenizin alınması gerektiğinden, …….günü, …..saat 09.30’da ifade yerinde

bulunmanız gerektiğini, bildirilen tarihte gelmediğiniz takdirde, hakkınızda kanuni usullerin uygulanacağını

bildiririm.

Soruşturmacı

 

TANIK İFADE TUTANAĞI

İFADE VEREN TANIK :

T.C.Kimlik No :

Baba Adı ve Anne Adı :

Doğum Tarihi ve Yeri :

Nüfusa Kayıtlı olduğu Yer :

İkametgah Adresi :

İş Adresi :

Ev-İş-Cep Tel.No :

Mesleği :

SORUŞTURMA KONUSU :

İFADE TARİHİ VE YERİ :

Tanığa, CMK’nın 53.maddesi gereği dinlenmeden önce gerçeği söylemesinin önemi, gerçeği

söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı, doğruyu söyleyeceği hususunda

yemin edeceği anlatıldı.

Tanığa, CMK’nın 45/3 maddesi gereği CMK’nın 45/1 maddede sayılan kişilerden olup olmadığı

sorularak, sanıkla böyle bir akrabalık ilişkisi varsa, tanıklıktan çekinebileceği bildirildi. Tanığa CMK’nın

48.maddesi gereği kendisini veya 45/1.maddede gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek

nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebileceği bildirildi. Tanık, yukarıda bildirilen hususları

anladığını söyledi. Tanığa, yemin edeceği bildirildi.

Tanığın CMK’nın 55. maddesine göre yemini yaptırıldı.

TANIK İFADESİNDE:

Konu hakkında söylemek istediklerinin bundan ibaret olduğunu bildirmesi üzerine,işbu ifade zaptı,

bulunanların huzuruyla okunup imza altına alındı…/…..2009

Soruşturmacı Yeminli Katip Tanık

 

TANIK İFADE TUTANAĞI

İFADE VEREN TANIK :

T.C.Kimlik No :

Baba Adı ve Anne Adı :

Doğum Tarihi ve Yeri :

Nüfusa Kayıtlı olduğu Yer :

İkametgah Adresi :

İş Adresi :

Ev-İş-Cep Tel.No :

Mesleği :

SORUŞTURMA KONUSU :

İFADE TARİHİ VE YERİ :

Tanığa, CMK’nın 45/3 maddesi gereği, CMK’nın 45/1 maddede sayılan kişilerden olup olmadığı

__________sorulduğunda, şüphelilerden ….. ile …….. olduklarını beyan etti.

Son Güncelleme Tarihi: 18 Nisan 2014, Cuma